Bu kış dudaklar renklensin! ( uygun fiyatlı dudak kalemleri) 


Sizde farkettiniz mi bu sıralar ruj yerine dudak kalemi kullanmak çok popüler. Ama o eski fotoğraflardan bildiğimiz koyu renk dudak kalemiyle dudakları çerçeveleyip bir kaç ton açığı ruj süren annelerimiz, yengelerimiz gibi değil 🙂

Şimdilerde mat rujları ( özellikle koyu renkleri) sokakta 4 kadından birinin kullandığını düşünüyorum. İyikide kullanıyorlar çokta güzel çokta harika :)) işte dudak kalemleri de aynı matlığı verdiği için o 4 kadından biri belkide mat ruj değil dudak kalemi kullanıyor olabilir mi? Evet olabilir 🙂

Mat ruj ve dudak kalemlerini kıyaslayınca kalıcılık olarak, fiyat performans olarak, uygulanabilirliği olarak dudak kalemlerini 1/0 önde bulduğumu söyleyebilirim. Kullandığım birkaç dudak kalemini sizler için de fikir olması açısından swatchladım, renk kodlarını da altında belirtim. İyi okumalar 🙂


  
Emily markasına ait 205 numaralı kahve alt tonlu dudak kalemi en son aldığım ve uğuruna ‘ işte bu aradığım ‘ diye birsürü farklı çeşidini alıp sonunda bulduğum dudak kalemi! Kendisini bitirip bitirip yeniden alacağıma eminim! 🙂 emily markasına ait dudak kalemleri sürüşü yumuşak ve bu sayede kolay, kalıcılığı gayet başarılı, tabiki her mat ruj ve kalem gibi dudakları kurutuyor, bunun için ben öncesinde mutlaka nemlendirici kullanıp üzerine uyguluyorum 🙂


  
Diğer bir emily markasına ait dudak kalemi 215 numaralı. Bu biraz daha iddialı mürdüm tonlarında bir renk. Yine aynı şekilde yumuşak kolay sürümlü 🙂 bu arada emily marka kalemleri gratis, watsons yada kozmetik ürünler satan büyük market yada mağazalardan temin edebilirsiniz. Fiyatları 2,5 ile 3,5 tl arası hatırladığım kadarıyla.
  
Essence 05 soft berry rengi de yine mürdüm rengine benzeyen ama daha soft onun kadar dikkat çekmeyen aynı alt tonlu bir kalem. Essence markasına ait kalemlerinde kalitesi oldukça güzel. Zaten burada tanıttığım kalemler fiyat-performans dağılımı başarılı olan ürünler. Sürümü ve kalıcılığı gayet başarılı ve fiyatıda 3,5 tl olmalı.


  
Essence 11 ın the nude isimli dudak kalemini nerdeyse yedim bitirdim diyebilirim 🙂 o kadar çok kullandım ki ! Kesinlikle her dudak tonu için güzel bi nude duruş sergileyecektir diye düşünüyorum. Açık bir renk olduğu için sürerken çok dikkat etmeniz gerekmiyor, ve Nasıl tarif etsem bilemiyorum ama gerçekten çok güzel bir duruşu var! Bittikçe alınacaklardan demem yeterli sanırım 🙂


  
Flormar 231 numara evet essence soft berry ile çok benzer duruyor ilk anda, bende eve geldiğimde ‘aaaa aynı rengi almışım yaa’ demiştim 🙂 ama dudaktaki duruşu flormarın daha grili bir şekilde. Yumuşaklık olarak ise içlerindeki en sert sürüştü kalem diyebilirim.


İşte renklerin tamamı bu şekilde, sonbahar-kış renklerindeki uygun fiyatlı dudak kalemleri ile ilgili fikir verebilmişimdir umarım 🙂

Geldiğin için teşekkürler 🙂

Tchibo’ dan soğuk gün kurtarıcısı! Isınmayan el kalmasın…


Selam! :)) yeni tanıştığım restoran, kafe, etkinlik falan filan derken yeni bir içerik olarak yeni tanıştığım faydalı olabileceğini düşündüğüm ürünleri de paylaşmak istiyorum sizlerle.

İşte bunlardan ilki de aşağıdaki minnak el ısıtıcıları!


Zannediyorum ki iki yıldır filan var bu el ısıtıcıları, ya da ufak su torbası da diyebiliriz aslında. Sadece bildiğimiz klasik sıcak su torbalarından farklı olarak içerisinde aktive edilen kimyasal madde ısınıp aktive ediliyor, sonrasında da soğuyup katılaşıyor.

Tchibo sevdiğim markaların başında gelir. Aslında çok fazla şubesi olmasına rağmen butik cafe-dükkan izlenimini kaybetmemesi dahada çekici gelmiştir her zaman. Kahve almak için girdiğinizde kahveniz hazır olana kadar mağazanın içinde diğer ürünlere bakıp inceleyebilme fırsatı yakaladığınız için eliniz diğer ürünlere de gider, yani güzel bir pazarlama stratejisine sahiptir tchibo mağazaları :)) özellikle sonbahar, kış aylarında daha güzel kullanışlı ürünler bulabilirsiniz. En azından ben o ürünleri daha kullanışlı buluyorum diyelim.
Geçtiğimiz günlerde yine kahvemin yapılmasını beklerken mağaza içinde bu el ısıtıcılarını gördüm. Genel itibariyle ‘ elim ayağım hep buz gibi ‘ diyenlerdenim. Ve kardeşimin elleri benim iki katım kadar daha soğuktur hep. Ben bunu çiroz oluşuna bağlıyorum 🙊 bu ısıtıcıları daha önce de duymuştum ama alelade bir dükkandan almak sağlıklı gelmiyordu açıkçası çünkü plastik torba kaliteli olmayabilir, patlarsa içindeki kimyasal ele temas edebilir vs vs bu tür sebeplerle bi araştırmaya girmemiştim. O gün tchiboda rastlayınca denemek istedim.



Bu torbalar 1000 kullanımlık, yani içindeki kimyasal bir süre sonra aktive edilemiyor, özelliğini yitiriyor. İlk paketi açtığınızda tamamen sıvı halde ve aktifleştirmek için içindeki metali çıtlatıyorsunuz. Sonrasında hızlı bir şekilde torba ısınmaya ve katılaşmaya başlıyor.

Tek olumsuz özelliği ise ilk aktifleşmeden sonra torbaları tekrar aktifleştirmek için, sıvı forma dönüştürmek için 10 dakika ısıtmak gerekiyor. Yani kullanım öncesi montunuzu çantanızı hazırlarken sıcak suyun içinde torbaları sıvılaştırıldı sonrasında cebinize atmanız gerekli. Bu pek iyi bi özellik değil açıkçası pratikliğini 10 üzerinden direk 5 e indiriyor diye düşünüyorum.

Onun haricinde yinede soğuk kış sabahlarının kurtarıcısı olacağından şüphem yok:))


  
İşte böylee, avuç içi kadar mutluluk yeteeeeeer! :))

Yazıların devamı gelecek! :))

Birazcık Komikli Şakalı Açık Mikrofon/ BKM Comedy Night Hard Rock Cafe


Dikkattt! Bu yazı bir etkinlik içerir! :))

Devamlılığı olan bir etkinlik olduğu için sıcağı sıcağına biraz bahsedip gitmek isteyebilecek olanlarınıza fikir vermeyi boynumun borcu olarak gördüm millett! :))

Geçtiğimiz 24 kasım salı günü Hard Rock Cafe de BKM Comedy Night adı altında ‘Açık Mikrofon’ stand-up sahne aldı. Daha önce birçoğunu tanımadığım stand-up komedyenleri ( kendilerini komedyen olarak adlandırdıkları ve bununla ilgili de espriler yaptıkları için bu şekilde bahsedeceğim yazının devamında 🙂  ) ile ilk defa böyle bi etkinliğe katıldım. Hemen hemen bir çoğumuzun gösterisine gidemese bile dvd ile izlediği şuan için ülkemizde bu işi en iyi yapıp para kazanan Ata Demirer , Cem Yılmaz , Yılmaz Erdoğan , Tolga Çevik  gibi komedyenlerin yoluna yeni başlayan kendilerini geliştirmeye açık olan bir ekip.
Yaklaşık 20.15 civarı henüz erken olduğunu düşünüp gittiğimizde gösteri için gelenleri olduğunu gördük, sahne alt katta kurulmuş ve oturma düzeni de öncesinde ayarlanmış. Stand-up gösterilerinin vazgeçilmezi ‘koltuk’ spotların altında gösterinin başlaması için bize eşlik etti 21.30 a kadar . Bu arada sadece gösteri için değil yemek yemek, birşeyler içmek için gelenlerde mevcuttu , yani Hard Rock Cafe de yapıldığı Zaman mekan etkinlik için kapatılmıyor, sadece bir kısmı gösteri için ayrılıyor diyebiliriz.  Daha önceleri de aynı şekilde performans sergilenmiş burada. Açık Mikrofon komedyenleri yaklaşık 10-15 dk sahnede kalıp minik performanslar sergilediler ve arada yine gruba dahil olan Doğu Demirkol bu gösteride sunucu, moderatör görevi üstlenmiş. Zannediyorum ki bunu her seferinde bir diğeri yapıyor.

Doğu Demirkol ilk sahneye çıktığı andan itibaren direkt espri yaparak bir giriş yaptı ancak biraz grup ve gösteri ile ön bilgilendirme yapıp ortamı ısıtsaydı daha iyi olurdu fikrindeyim. İlk aşamada -hmm kötü geçecek bu akşam galiba düşüncesi geldi bi an ne yalan söyleyeyim . Ancak Zaman geçtikçe Doğu oldukça güldürdü, zaten kendisininde belirttiği gibi biraz tarz olarak komediye yatkın :))


Sonrasında 10 dakikalık performanslar içimin sırasıyla Tuna Kalınsız, Yavuz Günal, Utku Ergin , Buse Sinem İrem sahneye çıktılar.




Buse Sinem İren sonrasında bir ara verildi ve sonrasında ilk gösteriyi Deniz Altıntemiz aldı. Diğer komedyenlere göre biraz daha fazla tecrübeli oluşunu hissettirdiği hani ‘ çok güldüm ama esprileri hatırlayamıyorum ‘ dediğimiz gösterilere en yakınıydı diyebilirim. Sonrasında Murat Gençoğlu, Yusuf Altıntaş, Caner ömür performanslarını sergilediler. 2. Bölüm daha başarılıydı diyebilirim, Yusuf ve Caner in performanslarıda seyirciden çok olumlu tepki aldı :))





Tüm performanslar için gördüğüm olumsuz şey ise eşcinsellik üzerine gereğinden fazla espri düşünülmüş, yada küfür evet yeri geldiğinde güzel ve yeri geldiğinde de komik olabiliyor ama dozunda olmalı diye düşünüyorum.

Benden bu kadar , gerisini gidip görüp deneyimleyebilirsiniz:))

BKM Mutfak ta düzenli aralıklarla performanslarını sergiliyorlar aynı zamanda gruptaki bazılarının tek kişilik gösterileride var , sosyal medyadan iletişim sağlayabilirsiniz, öğrenebilirsiniz :))
*kişi fotoğrafları resmi Facebook sayfalarından alınmıştır.

Darüşşafaka Doğuş- CSKA Moskova Basketbol Maçı İzlenimleri ( Valkswagen Arena) 


Üzerinden henüz birkaç gün geçti ve devamı geleceğinden hem gitmeyi düşünenler için bilgilendirme olması hemde hiç aklında olmayanlar için akıllarının bir köşesinde dursun diye bir etkinlik yazısı okuyacaksınız şimdi evet ! :))
Benim gibi temeli sadece ilkokulda haftasonu bir etkinlik yapsın bu çocuk hem boyu uzar hemde sosyal çevresi de genişler diye basketbol kursuna gönderilen ( tabiki bende arkadaşlarım gidiyo özentiliği ile gitmmiştim yalan yok :p ) ve sonra diz kapağını kaydırıp bu profesyonel spor hayatını başladığı gibi bitirmek zorunda kalan biri olduğum için hiç ama hiç hobim olmayan bir etkinlik ‘Basketbol Maçı’ üstelik basketbolu erken yaşta bırakmış olmam boyumada olumsuz etki yaptığı için birazda küsüm tripliyim… Sonuçta hepi topu 1,5 metre bir insan sayılırım.
Neyse gelelim yazının içeriğine, basketbol maçlarıda benim için futbol maçlarıyla aynı sayılabilirdi taaaki bu maça gidene kadar! Darüşşafaka Doğuş – CSKA Moskova maçı 5 Kasım Perşembe akşamı 21.00 da Volkswagen Arena da oynandı. Öncesinde biletler biletix te satışa sunulmuştu, ama biz ‘ nasılsa buluruz yaa yani bitecek değil ya gidince alırız ‘ deyip bilet almadık. Bizim gibi düşünen yokmuş meğer, meğer herkes almış biletini öncesinde! Çünkü bir gittik ‘ biletler tükendi’ dediler. Gerçekten o kadar kalabalıktıki şaşkınlık içinde kaldık. ‘Tamam hata ettik keşke önceden alsaydık ‘ filan gibi düşüncelere kapıldık bide kalabalığı görünce insan şevklenir ya hani işte tamda o yani ! Neyse biraz ortalıkta dolandık maçın başlamasına son dakikalar insanlar içeriye giriyo filan tabi biz boynu bükükler 😦 sonra birinin elinde Bikaç bilet gördük ve bir bey ondan bilet aldı ‘ aaaa karaborsa bilet mi satıyo acaba ‘ diye bi düşünceyle ‘ bilet var mı ‘ diye sorduk ve elindeki biletlerden iki tane verdi bize! Meğer davetli olup gelmeyenlerin biletleriymiş onlar!!! İşte mutluluk 🙈 işte sonra koştur koştur girdik içeriye , ve gerçektende Volkswagen arena çok güzel millet! Maslak’ta UNIQ kompleksi içinde yer alıyor, ve aslında modern bir konser salonu, daha öncede çeşitli konserlere ev sahipliği yapmış. Maçlar öncesinde Özek portatif parke, pota ve tribünler yerleştirilerek Euroleague standartlarında bir basketbol sahasına dönüştürülüyormuş. İçerisinde 24 özel loca, 84 VIP saha içi koltuğu var. İlk girdiğimizde buranın maçlar için böyle portatif olarak dizayn edilebileceğini hiç düşünmedim açıkçası, sonradan öğrenince de şaşırdım, gerçekten bravo. Salona girdiğimizde hemen birileri karşıladı ve ışıklı bileklikler verdiler sallayınca yanıp sönüyor dıptısdıptıs :)) sonra tribünlere geçtik ve orada herkes için ayrı ayrı koltuklara bırakılmış birer tshirt ve maçta tezahürat yapmak için kartonlar vardı. Maç başladı ve gerçekten bu kadar ilgimi çekebileceğini düşünmemiştim, o atmosferde ister istemez büyük bi heyecanla izledim, aralarda çıkan ponpon kızların gösterileri, devre arasında Manga grubunun Darüşşafaka öğrencileri ile bitikte hazırladığı gösteri derken maç anlamadan bitti. CSKA Moskova ya 75-80 mağlup geldik ama çekişmeli bi maç oldu!
Maçı izlemek için gelen ünlü isimlerden en çok dikkat çeken Murat Boz Darüşşafaka öğrencileri ile bol bol fotoğraf çektirdi. Çünkü ünlü olmak bunu gerektirir!! :)))
Yani sadede gelecek olursam bundan sonraki maçlarada gitmeyi düşünüyoruz, Darüşşafaka Doğuş , Türkiye basketbol süper ligi’ndeki maçlarını ‘ Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonunda , Turkish Airlines Euroleague deki maçlarını ise Volkswagen Arena da oynayacakmış bilginizee!!


 

Semt Pazarlarından- Beşiktaş Pazarı ( cumartesilerin vazgeçilmezi ) 


Eveeeeet pazar sevenler bu post tam size göre :p

Şimdi ben pazar sever biri olarak şunu söylemeliyimki bugüne kadar gitmiş olduğum şehirlerde semt pazarına uğramadan dönmem! Bu sadece sebze,meyve satılan taze ev yapımı reçellerin, tarhanaların, ekmeklerin, capcanlı yeşilliklerin, dalından yeni kopmuş heryürlü yemişin satıldığı pazarda olabilir, çorbadan tut kepçeye, ayakkabıdan tut halıya, perdeye kadar herşey olan pazarlarda olabilir. Eskişehir’in ‘ çarpa’ sından, Edirne nin cuma günleri olan sosyete pazarına kadar… Neyse bu yazının konusu olan Beşiktaş pazarına gelelim, Beşiktaş pazarı her cumartesi günü Beşiktaş evlendirme dairesinin tam karşısında hafta için otopark haftasonu da pazar yeri olarak kullanılan fotoğraftada görmüş olduğunuz 2 katlı bir pazar yeridir. Cumartesi günleri Nüzhetiye caddesinden evlendirme dairesine doğru ilerledikçe o günün pazar günü olduğunu anlamanız çok muhtemel 🙂 peki neler var bu pazarda ?


Pazarın alt katı sebze-meyve, üst katı ise aklınıza ne gelirse 😉 merdivenleri çıktığınız gibi son haftalarda ‘ H&M ,Zara, Koton bunlar gel abla’ diye çeşit çeşit şal satan bir tezgah var ve gerçekten alınmayacak gibi değiller 🙂 sonra hemen çaprazında muhtemelen pazara gelenlerin çok iyi bildiği önemli güzel markaların ihraç fazlalarının satıldığı bir tezgah varki offff …. :p ( Beşiktaş çarşısındaki mağazalarda, Kadıköy çilek sokaktaki mağazalarda da olan ürünlerde burada mevcut)


Ve pazarın iki köşesinde de böyle gelenlerin hem alışveriş yapıp hem çay,kahve içmek, pasta börek ve  orada taze taze yapılan gözlemeleri yiyebileceği mola verecekleri alanlar mevcut 🙂

 veee takılar, tokalar kim sevmez :p uygun fiyatlıları olanları olduğu gibi, daha yüksek fiyatlı gümüş,değerli taşlı çeşit çeşit aksesuar ürünlerinin olduğu birsürü tezgah var kızlaaaaar:) unutmadan söylemeliyim ; çanta, ayakkabı, takı tezgahlarının çoğunda kredi kartı kullanılabiliyor.



Mont, atkı , şal, şapka, nevresim, masa örtüsü, tencere, tava, parti süslemeleri, iç çamaşırı, ve benim favorim harika çoraplar :p hepsi var 🙂


Mevsimine göre değişen , kışın kalın termal, yazında sporcu ince taytlar, pjama takımları en popüler olan ürünlerden 🙂


Numaralı gözlükten, sezonun trendi olan hertürlü gözlük çeşidi, el yapımı bileklik, pantolon, parfüm, makyaj malzemesi , antika,…….


Alt katında da balıktan, peynir zeytin, meyve , kuruyemişe kadar midemizi şenlendirecek herşey mevcut :))

İşte böyle millettt, umarım faydalı bir yazı olmuştur, kimbilir cumartesi günleri karşılaşırız belki ? 😉

Çaylar, Kahveler, Fotoğraflar, Keyifler…

  •   Yaklaşık 2,5 3 sene ara verdikten sonra insanın kendi kendine bi silkelenip ‘ neden bıraktın yazmayı halbuki çok Mutlu oluyodun ? Dimi? ‘ diyesi geliyormuş ve sonra yine kendi kendine bi cevap veriş ‘ evet yeni gittiğim yerleri, yada sevdiğim yerleri, çayını kahvesini beğendiğim bi minnak kafeyi, ya da nerdeyse ‘yaşamak için yemek’ felsefesinin tamda tersini ‘ yemek için yaşamak’ ı seçen benim gibi birinin yediği lezzetleri biryerde biriktirmesi neden zor olsun ki ? Hem birilerinin fikir alması , hemde belkide buradan yola çıkarak güzel insanlarla tanışmak, güzel sohbetler edebilecek fırsatlar bile bulurum belki yine , amaaaaan hiç kimse beğenmez okumazsa ben okurum -kendime not- köşem olur burası nolucak ki sanki canımm… Deyip yeniden geldim ben ☺️ evet kahve içmeyi , gezmeyi tozmayı, modayı takip etmeyi , incik-boncuk , kebap-şiş, takı-toka…. Falanlı filanlı herşeyi çok seviyorum ben 💜🙈 ve artık yeni yazılar geliceeeeeek! Kimbilir belki video filan da gelir biraz ısınma turundan sonra🙊 o Zaman şimdilik bu kadaaaar! Nasılsa artık buralardayım geldiiim beenn!

Bu Köftecinin Yeşilliği Meşhur! Üstünel Köftecisi

‘Köfte dediğin dışarıda yenir’ mantığını benimsemiş (hatta bunu ilk ortaya atan kişiyim belki de :p ) biri olarak bir güzel köfteci daha bulduk, adıda Üstünel Köftecisi. Burayı keşfimiz ise internette bir fotograf görmem ile gerçekleşti 🙂

20140604-172611-62771026.jpg

Fotoğrafta aynı bu şekildeydi:) bu benim çektiğim bir görsel, meğer herkes oraya gittiğinde aynı fotoğrafı çekiyormuş 🙂
Fotoğrafta görüldüğü gibi herşey serpme halde masada , biz buraya ‘serpme köfteci’ diyebiliriz :))

Öncelikle gittiğinizde masaya hemen biri örtü seriyor ve hemen başka biri geliyor o tazecik marul, maydonoz,salatalık,turp,dereotu,roka,soğan ve o domatesler yok mu o domatesler -ımmm mmmm !!! Harika!
İşte onların hepsini getiriyorlar, göbek marulu kesiyorlar ve bütün malzemeleri bolca limonluyorlar. Sonrada ızgarada pişen biber ve domatesler geliyor. Ve benim ilk defa burada gördüğüm şeylerden birisi de sarımsağın alüminyum folyoya sarılıp közde pişirilmesi. Normal şartlarda bir baş sarımsak yenmez ama o şeklde pişen sarımsağın lokum gibi olması ve hiç bir şeklde ne bir koku nede bir acı tadı kalmaması çok cazip :)) yinede sağlık açısından hepsini yememekte fayda var tabi :))
Sonrasında da köfteler, ızgarada ısıtılmış ve tabak niyetine kullanılan ekmek içinde servis ediliyor.
Burası bir köfteci olmasına rağmen anlaşıldığı üzere en önemli özelliği yeşilliklerin sunum şekli. Köftesinin tadı ise gayet güzel , Trakyalı biri olarak bir Tekirdağ ya da bir Ahmetbey köftesi ile kıyaslayamayacağım tabiki :p ama lezzetli olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim 🙂
Ve son olarakta yemeğinizi yedikten sonra çayınızı içip, karnınız iyice doymuş bir şekilde, güleryüz ile ayrılıyorsunuz Üstünel Köftecisinden :))

Yalnız bir uyarı yapmam gerek, saat 19.30da kapanıyor maalesef, biz ilk gittiğimizde çok şaşırdık açıkçası ve hayal kırıklığına uğradık ama sonrasında saate dikkat ederek gittik tabiiki :))
Ankara’lı olup bilmeyen, ya da Ankara’ya yolu düşenlere tavsiyemdir, ‘acaba bu akşam ne yesek köfte mi yesek ‘ diye düşündüğünüzde burasına bir alternatif olabilir. Ayrıca fiyat olarakta gayet uygun, porsiyon ile istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz.
Şimdiden afiyet olsuuunnn millett!! :))

20140604-174622-63982076.jpg

20140604-174621-63981680.jpg

20140604-174622-63982882.jpg

20140604-174621-63981891.jpg

Yeni Gezintiler…

Yine bir pazar gezintisi…!!! Desem pek doğru olmaz çünkü bizde gezmenin günü yok genel olarak yeni yerler keşfetmeyi ve vaktimizi değerlendirmeyi severiz..:)

20130225-212652.jpg

Evet Bebek Koru Kahvesi yine tesadüfen tanıştığımız bir mekan ve çokça memnun kaldığımız da bir mekan 😉

Bebek e doğru yürüyüşlerinizde durup kahvenizi, çayınızı içebileceğiniz ya da arkadaşlarınızda planlı bir şekilde buluşup şarap eşliğinde yemeğinizi yiyebileceğiniz bir yer. Menüsü gayet zengin alkollü,alkolsüz,sıcak,soğuk hertürlü içecek, salata çeşitleri,et-ızgara,makarna,sandviç,hamburger,sütlü-çikolatalı tatlılar….vs..

20130225-212908.jpg

Dışarısında yaklaşık otuz kişilik ufak bir bahçesi var. Biraz sıkışık demeyelim de samimi diyelim 😉 Birde ahşap ve yeşillik temalı oluşu iç açıcı.. İçerisi de ev şeklinde düzenlenmiş, daha doğrusu bir evin salonu şeklinde. Konsol,büyük rahat koltuklar,büyük masa,vitrin,tablolar,aydınlatmalar…vs kısacası kaliteli bir yer diyebilirim. Çok kalabalık olduğu için çok fazla ayrıntılı fotoğraf çekme imkanım olmadı açıkçası ama merak ederseniz eğer internetten daha ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz benimki sadece bir ön fikir verme ;))

20130225-213110.jpg

Kahvaltı önemli…! PİŞİ….!

Pişi, özellikle Beşiktaş’ta yaşayan öğrencilerin kahvaltı etmek uğruna kapılarında sıra beklediği nerdeyse adım başı kahvaltı salonu olan sokaktaki kahvaltıcılardan biri. Bu kahvaltı salonları son iki yıldır artmış burada ve gerçekten kahvaltıcılar sokağı olmuş diyebilirim.
Buraya ilk geldiğimde çok şaşırmıştım çünkü nerdeyse her dükkanın önünde boşalacak masayı bekleyen insanlar var. Ve öyle bir kişi iki kişi değil özellikle hafta sonları sokaklar cıvıl cıvıl bekleşen dolu 🙂 Eskişehirdeyken böyle birşeye hiç rastlamadım. Açıkçası biri doluysa diğerine girerdik beklemekte neymiş…! Ama zamanla herşeye alışıyor insan 🙂 Eveeet şimdi Pişi ye gelecek olursam; adındanda anlaşılacağı gibi pişisi ile ünlü biryer. Biz “lokma” diyoruz ve birçok kişide lokma olarak biliyordur bence. Çeşitlerini yapıp farklılık yaratmışlar; çikolatalı,peynirli,sosisli,sucuklu ve sade olarak menüde bulunuyor. Pişi sipariş vermek istediğinizde çeşitlerden birini seçebilirsiniz ya da karışık isteyebilirsiniz,beş adet pişiden oluşuyor. Bunun dışında serpme kahvaltı, menemen çeşitleri, yumurta çeşitleri ve hamburger de mevcut. Fotoğrafta menüyü görebilirsiniz 🙂 genel olarak güzel bir ortam müzikler, duvarlardaki aksesuarlar ve renkler keyifli zaman geçirmenizi sağlıyor. Tek bir olumsuzluk ise daha önceki gidişlerimizde kuru domates ve acuka ücretlendirilmiyordu. Çünkü zaten ufacık tefecik minik reçeliklerde servis ediliyor. Bu sefer adisyonumuza yansıması bizi biraz şaşırttı açıkçası boyutuna göre biraz pahalı çünkü 🙂 Genel olarak güzel, arkadaşlarla, aileyle,sevgiliyle ya da yalnız gidilip keyifli bir kahvaltı yapılabilecek biryer. Çok sıra beklemek istemiyorsanız haftaiçini tercih edebilirsiniz…!

20130211-214336.jpg
Bizim kahvaltımız…! 🙂

20130211-214450.jpg

20130211-214533.jpg

Tatlı yedik, tatlı şakalı komikli konuştuk…!

Zaman kaybetmeden hemen taze taze yazmaya başlayayım dedim. Neler hakkında yazacağım ise zaten açık; herşey..! Keyfimin istediğini, paylaşmak istediklerimi öyle edebiyat kargaşası yaratmadan aman afilli yazayım,ilginç olsun,okuyan anlamak için en az beş defa okusun diye değil yani 😉

Senelerdir arkadaşlarımı ziyaret için geldiğim şehir ve hatta semte artık misafirliğimin bitmesini ve orada yaşayan biri olmamı sağladı öğrencilik hayatım. Bu konuda mutluyum huzurluyum yani ve üstüne üstlük yazarklavyesinin yanımda olması paha biçilemez..!

Bugünkü yazım; bu akşam yazarklavyesi ve sözleşmeliöğrenci ile birlikte gittiğimiz Saray Muhallebicisi nin benim gözümden henüz gitmemiş olanlara fikir vermek amaçlı bir tanıtımı diyebiliriz 🙂

Canımız tatlı çekti ve çıktık hafif ıslanarak hem keyifli bir yürüyüş yaptık hemde tatlılarımızı yedik. Daha öncede dediğim gibi bu dönem başında taşındım İstanbul a, daha önceleri geldiğimde hiç tanışmamıştım bu mekanla. Teşvikiye Saray Muhahallebicisinin, İstanbul da ki diğer onbeş şubesine göre avantajı sanırım merkezi oluşu,mekan olarak geniş oluşu, örneğin beyoğlundaki şubesine göre daha sakin oluşu,ya da avm de ki şubelerine göre daha ferah oluşu olabilir. Mekanın ön bahçesi gayet geniş,ortalama kırk kişilik denilebilir. İçeriye girdiğimde ise umduğumdan daha geniş bir yer ile karşılaştım, üst kat ise daha küçük ve sanırım müşteriler oraya çok kalabalık olmadıkça alınmıyor. Ve birde arka bahçesi var. Oraya müşteri alınıp alınmadığını ise bilmiyorum kapalıydı, belki kış döneminde olduğumuz için olabilir ya da belki kullanılmıyordur. Baharda bunun cevabını öğrenip onuda paylaşırım:) Eveeeet gelelim yeyip içtiklerimize , ben ve sözleşmeliöğrenci saray muhallebisini tercih ettik. Yazarklavyesinin tatlıyla pek arası yok Türk kahvesini tercih etti. Saray muhallebisi; üzeri bol çikolata soslu altıda koyu kıvamlı muhallebi olan bir tatlı. Tabakta kare şeklinde kesilerek,çikolata sosu bolca taşarak iştah açıcı bir sunumla geldi. Ve gayet yeterli. Muhallebisi çok şekerli değil,çikolata sosu onu dengeliyor bu sebeple de çok bayıltıcı gelmiyor.

IMG_0068
Türk kahvesinin sunumu da alışılanın pek dışında değil aslında. Ufak tepsi içinde yanında ufak bir lokum ve su ile servis ediliyor. Benim dikkatimi çeken tek şey suyun içinde ufak bir limon dilimi konulmuş olması oldu. Limonu sevenler için güzel yani 🙂 Tatlıların üzerine de çayımızı içtik ve tamamdııııır…!

IMG_0069IMG_0067

Saray muhallebicisi aslında sadece tatlı yiyebileceğiniz bir yer değil. Bende adına bakıp öyle zannedenlerdendim ancak menüye baktığımda şaşırdım ve içeriye girdiğimde kebapçıda gibi hissettim 🙂 Sabahları erken saatte poğaçalarının harika olduğunu duymuştum ama kahvaltı,çorba, köfte, pilav gibi birçok yemek seçeneği   de var. Fiyat olarakta gayet uygun. En yakın zamanda sabah poğaçalarını, açmalarını da denemeyi düşünüyorum,umarım güzel bir anlatım olmuştuuuuuuur….! 🙂