Pide Deyip Geçmeyin! dahası var… Tarihi Hocapaşa Pidecisi( Sirkeci ) 

  

Daha önce yemek üzerine bir köfteciden bahsetmiştim sizlere, işte şimdi yine tam ‘ohhh doydum hem gözüm hem damağım, hem midem şenlendi’ dedirten bir lezzeti yiyebileceğiniz bir yerden bahsedicem! :))

Tarihi Hocapaşa Pidecisi… Adını Sirkeci’de Hocapaşa Camiinden alan 1964 ten bu yana pidelerini Sirkeci’ye gelen İstanbullular,turistler,gurmeler,öğrenciler,esnaflar… herkese büyük keyifle yedirten bir ‘pideci’ . Uzmanlıkalanları pide, 3 kuşaktır pide yapıyorlar ve işlerinde gerçekten çok iyiler☺️ 

  
   
 
Kıymalı, sucuklu, pastırmalı, yumurtalı, kaşarlı , kavurmalı, tavuklu, kuşbaşılı yani sevdiğiniz hangi malzemeyi isterseniz pidenizi o şekilde yiyebilirsiniz :))

Yılbaşı öncesi son haftasonunda Eminönü’ndeki kalabalığı, renkli tezgahları, o süslü ara sokakları görmek üzere o taraflara gittik, gezintimizi ve incik boncuk alışverişimizi yaptıktan sonra gitmeyi planladığınız Hocapaşa Pidecisinde soluğu aldık. :)) 

Burası çok mütevazi, çok iyi niyetli, müşterileriyle fazlasıyla ilgilenen insana kendini rahat hissettiren bir işletme:)) siparişimizi verdikten sonra birkaç bilgi almak ve fotoğraf çekmek istediğimizi söylediğimizde buna çok memnun oldular :))  

Hepsi o kadar samimi ki sohbetimiz esnasında pide ustamız ’30 senedir ben bu fırının ustasıyım, pideleri ben yapıyorum’ diye o kadar gururlanarak söylüyorki bu kadar uzun süre 3 kuşak boyunca kalıcı olan bir işletmenin sırrını söylüyor sanki… Bu bağlılık ve özveriyi sağlayabilmek ne güzel..:))

  
Tam pidelerimizi bitirmişken harika yumurtalı bir pide daha geliyor önümüze ve ‘buda ustamızın size ikramı ‘ diyor güleryüzlü garson, pidenin adı ‘günahkar’ içinde birsürü malzeme var ve daha önce de Vedat Milor e ikram etmişler bayılmış :)) ee biz onun kadar gurme değiliz ama bizde bayılıyoruz bu lezzet karşısında :))

  
Nasıl görünüyor ama :)) HA-Rİ-KA!!! 

Belirtmeden geçemicem turşular da bir enfes 👌🏻 yine ağzımı sulandırdım vallahi :)) ben daha ne diyeyim millet gidin ve görün! Midelerinizi şenlendirin! 

   
 

Mendel’s Coffee&Chocolatier ( Bi Dünya Latte : Post 2 )

  
Selaaamm! ‘Bi Dünya Latte’ serisinde bu hafta Mendel’s Coffee&Chocolatier var. 

Mendel’s bu yıl yani 2015 yılı içerisinde Beşiktaş Akaretler de Kahve Dünyası nın karşısına açılan çok şirin bir kahveci! Hatta aslında çikolatacı! Demeliyim ☺️ çünkü bu kafeyi açma sebepleri birbirinden lezzetli çikolatalar üretmekmiş aslında, taaaa dedelerinden kalan çikolata tariflerini çikolata severlerle buluşturmak isteyen iki kuzen açmış bu sevimli kafeyi ☺️ 

  
Mendel’s ne çok büyük nede aşırı küçük neredeyse iki masalık dediğimiz butik kafelerden değil tam ikisinin ortasında diyebilirim. Dilerseniz ön tarafta cadde kısmında, dilerseniz içeride yada arka balkonda oturtabilirsiniz.

   
    
  Renkler fotoğraflarda da gördüğünüz gibi turuncu, yeşil ağarlıklı ve masaların üzerindeki canlı minik çiçekler o kadar güzellerki :)) sizi bilmem ama ben bu mermer masalara bayılıyorum :)) 

  
Fincanların ve tabakların üzerinde logo tasarımları var, herşey çok tatlı bir uyum içinde diyebilirim :)) 

Menü olarak ise çeşitliliği gayet yerinde, hem içecek hemde çikolatalı tatlılar yönünden zengin yani tam kalori alıp Mutlu olmalık bi yer millet 🙈 Şuan mevsime çok yakışan sıcak çikolata tam tatlı çikolata krizlerine keskin çözüm! Çikolatayı içiyorsunuz resmen 👌🏻 

  
Çay ise bu şekilde demleme olarak 2 fincanlık geliyor ve sunumu çok tatlı :)) 

   
   
Cappuccino da fotoğraftada göründüğü üzere gayet lezzetli 👌🏻 peki ya o çikolatalar? Immmaa burası tam bir çikolata cenneti 🙈

   
 
Çikolatada olduğu gibi kahvede de iddialılar anlayacağınız. Ee çünkü onlar ayrılmaz bir bütün nede olsa! 

   
 
Yukarıda gördüğünüz kahve de 1960 larda bulunan bir demleme yöntemi ile yapılan cemex isimli bir kahveymiş. 

Ben Mendel’s i çok sevdim ve sık sık ziyaret edicem gibi duruyo 🙂

 
Kendilerini tanıtan, bu yola başlangıç hikayelerini yazdıkları hatta ve hatta menülerine bile ulaşabileceğiniz bir internet siteleri var  http://mendels.com.tr/ oradan da merakınızı gidermek
içiminbakabilirsiniz yani :))  tabiki gidip görün o daha güzel derim :)) 

Serinin devamı haftaya da bir adet güzel mekan geleceeeek millet güzel kalın! :))

Noir Pit Cafe ( Bi dünya latte: post 1 ) 

  
‘Bi dünya latte’ de ne demek şimdi diye sorduğunuzu duyar gibiyim 🙈 bi dünya latte son zamanlarda özellikle son 1 yıldır sayısı hızla artan sıcacık butik ‘kahveci’ leri düzenli aralıklarla burada sizlere fikir verebilmek adına paylaşacağım yeni serinin adı! :)) 

Evet ilk olarakta Asmalı Mescid, Meşrutiyet caddesindeki Noir Pit Cafe ile başlıyorum. O kadar sıcacık, hem göze hem damağa hitap eden bir Cafe ki şanslı olucağını düşündüm :)) 

Noir Pit Cafe yaklaşık bir sene önce açılmış butik bir kahveci, dışarıda yan bahçede 5-6 tane, ön tarafta 2-3 tane, içeride 1 asma balkonda, 4 tanede alt kat girişte masası bulunuyor ve onlar haricinde desk te 2 kişi rahat oturtabiliyor. 

   
   
Noir de sadece kahve çeşitleri yok, ayrıca çay, kek,çikolata, sandviç…çeşitli atıştırmalıklar da mevcut. 

   
    
 
Ve yeme içmenin dışında çok güzel fincanlar, aksesuarlarda var :)) işte birkaç örnek ;

   
    
    
    
 
Hepsi birbirinden güzel değil mi 😍 bu arada fiyatlar genel standartlarda 6tl ile 12tl arası diyebiliriz. Zaten yukarıdaki fotoğraflarda birçok lezzetin fiyatını da görüyorsunuz. 

Hem insanın yanına arkadaş olarak sadece kitabını bile alıp gidebileceği hemde kanlı canlı :p arkadaşlarıyla gidip güzel vakit geçirebileceği sıcak bir ortam var 🙂 ha birde şansınıza asma kat boş ise rahatlığı dahada güzel :)) 

   
   
Kahvenin lezzetine gelecek olursak -ımmmaaaaaahhhh fevkaladenin fevkinde :p olumsuz olarak tek birşey söyleyebilirim her butik kafede olan 4 adet kare fayanslık rahatsız wc lerden bir adette burda var :p ama buda dert mi cağnımm o kadar kusur kadı kızında da olur!
Bi Dünya Latte serisinin devamı gelecek millett! Esen kalın! :))

New year cookies! Zencefilli, tarçınlı yeni yıl kurabiyesi var buyurmaz mısınız? 

  
Zannediyorum ki yılın bu zamanını seven içi kıpır kıpır olan biri olarak yalnız değilim 🙂 mağaza vitrinleri, caddeler, ağaçlar, küçüklü büyüklü çam ağaçlarının üzerinde renkli ışıklarının dışarı yansıdığı pencereler, kar taneleri, süsler ve tabiki kurabiyeler 🙂 Noel babalı, çam ağaçlı birbirinden nefis kurabiyeler! 

Güzel bi giriş olguysa eğer şimdi fonda bir Jingle bells dinleyip hem çocukluğumuza dönüp hemde yeni yıl kıpırtısıyla devam edebiliriz 🙂

Demem o ki bende  henüz yeni yıla birkaç hafta varken o zamana kadar hem bayatlamayan hemde yeni yıl coşkusunu hissettiren bu kurabiyelerden yaptım. Astım ağacımızın dallarına gelip geçen yesin :))  

Bir değişiklik olsun bir de tarif paylaşımı yapayım bloğumda diye de hem tarifini aşama aşama fotoğrafladım. Bu satıra kadar okuduysan eğer teşekkür ederim, devamı aşağıda :)) 

1. Aşama malzemeler 

  
1 yumurta

3\4 su bardağı şeker

1\3 margarin 

  
Önce bu üçünü güzelce mikserle çırptım. Daha sonrada ;

2 su bardağı un

1 kaşığı tarçın

1,5 tatlı kaşığı zencefil

1 çay kaşığı kabartma tozu hepsini ilave edip iyice homojen olmasını sağladım. 

  
Hamurumu yarım saat dinlenmesi için streç filme sarıp buzdolabına gönderdim. Bu ayrıntı çok önemli arkadaşlar :p bir Emine Beder ipucu vericeğimi zannediyorsanız eğer hayır! çünkü hamur dinlenirken dağıttığınız kirlettiğiniz malzemeleri toparlamak için ayrılan bi zaman olduğunu düşünüyorum o yüzden önemli 🙂 :p 

Hamurumuzu keyif dinlenip keyif çatması için buzdolabına gönderdikten 20dk sonra fırını 175 dereceye ısıtmak için açtım. 

   
 
Hamurumu ikiye böldüm çünkü hepsini bir anda yapma imkanım yok, kalan kışımın kurumaması için streç filmi kapattım. Veee başladım minnak merdanemle açmaya 🙈 :)) 

   
 
İşte sonra böyle tepsiye dizerek 10-12 dk kadar fırında pişirdim. 

Efendim? O kürdanlar niçin mi orda ? :))  

 
Çünkü böyle minik ipler geçirdim ben 🙂 demiştim ya yılbaşı ağacına astım gelip geçen alsın yesin diye :)) 

Şaka bir yana metal yada genel itibariyle koruyuculuğu iyi olan bir kapta uzun süre saklayabilirsiniz kurabiyelerinizi. 

İşte bu kadaaaaaaar! 

Geldiğin için teşekkürler, yine gel :))

Bu kış dudaklar renklensin! ( uygun fiyatlı dudak kalemleri) 


Sizde farkettiniz mi bu sıralar ruj yerine dudak kalemi kullanmak çok popüler. Ama o eski fotoğraflardan bildiğimiz koyu renk dudak kalemiyle dudakları çerçeveleyip bir kaç ton açığı ruj süren annelerimiz, yengelerimiz gibi değil 🙂

Şimdilerde mat rujları ( özellikle koyu renkleri) sokakta 4 kadından birinin kullandığını düşünüyorum. İyikide kullanıyorlar çokta güzel çokta harika :)) işte dudak kalemleri de aynı matlığı verdiği için o 4 kadından biri belkide mat ruj değil dudak kalemi kullanıyor olabilir mi? Evet olabilir 🙂

Mat ruj ve dudak kalemlerini kıyaslayınca kalıcılık olarak, fiyat performans olarak, uygulanabilirliği olarak dudak kalemlerini 1/0 önde bulduğumu söyleyebilirim. Kullandığım birkaç dudak kalemini sizler için de fikir olması açısından swatchladım, renk kodlarını da altında belirtim. İyi okumalar 🙂


  
Emily markasına ait 205 numaralı kahve alt tonlu dudak kalemi en son aldığım ve uğuruna ‘ işte bu aradığım ‘ diye birsürü farklı çeşidini alıp sonunda bulduğum dudak kalemi! Kendisini bitirip bitirip yeniden alacağıma eminim! 🙂 emily markasına ait dudak kalemleri sürüşü yumuşak ve bu sayede kolay, kalıcılığı gayet başarılı, tabiki her mat ruj ve kalem gibi dudakları kurutuyor, bunun için ben öncesinde mutlaka nemlendirici kullanıp üzerine uyguluyorum 🙂


  
Diğer bir emily markasına ait dudak kalemi 215 numaralı. Bu biraz daha iddialı mürdüm tonlarında bir renk. Yine aynı şekilde yumuşak kolay sürümlü 🙂 bu arada emily marka kalemleri gratis, watsons yada kozmetik ürünler satan büyük market yada mağazalardan temin edebilirsiniz. Fiyatları 2,5 ile 3,5 tl arası hatırladığım kadarıyla.
  
Essence 05 soft berry rengi de yine mürdüm rengine benzeyen ama daha soft onun kadar dikkat çekmeyen aynı alt tonlu bir kalem. Essence markasına ait kalemlerinde kalitesi oldukça güzel. Zaten burada tanıttığım kalemler fiyat-performans dağılımı başarılı olan ürünler. Sürümü ve kalıcılığı gayet başarılı ve fiyatıda 3,5 tl olmalı.


  
Essence 11 ın the nude isimli dudak kalemini nerdeyse yedim bitirdim diyebilirim 🙂 o kadar çok kullandım ki ! Kesinlikle her dudak tonu için güzel bi nude duruş sergileyecektir diye düşünüyorum. Açık bir renk olduğu için sürerken çok dikkat etmeniz gerekmiyor, ve Nasıl tarif etsem bilemiyorum ama gerçekten çok güzel bir duruşu var! Bittikçe alınacaklardan demem yeterli sanırım 🙂


  
Flormar 231 numara evet essence soft berry ile çok benzer duruyor ilk anda, bende eve geldiğimde ‘aaaa aynı rengi almışım yaa’ demiştim 🙂 ama dudaktaki duruşu flormarın daha grili bir şekilde. Yumuşaklık olarak ise içlerindeki en sert sürüştü kalem diyebilirim.


İşte renklerin tamamı bu şekilde, sonbahar-kış renklerindeki uygun fiyatlı dudak kalemleri ile ilgili fikir verebilmişimdir umarım 🙂

Geldiğin için teşekkürler 🙂

Tchibo’ dan soğuk gün kurtarıcısı! Isınmayan el kalmasın…


Selam! :)) yeni tanıştığım restoran, kafe, etkinlik falan filan derken yeni bir içerik olarak yeni tanıştığım faydalı olabileceğini düşündüğüm ürünleri de paylaşmak istiyorum sizlerle.

İşte bunlardan ilki de aşağıdaki minnak el ısıtıcıları!


Zannediyorum ki iki yıldır filan var bu el ısıtıcıları, ya da ufak su torbası da diyebiliriz aslında. Sadece bildiğimiz klasik sıcak su torbalarından farklı olarak içerisinde aktive edilen kimyasal madde ısınıp aktive ediliyor, sonrasında da soğuyup katılaşıyor.

Tchibo sevdiğim markaların başında gelir. Aslında çok fazla şubesi olmasına rağmen butik cafe-dükkan izlenimini kaybetmemesi dahada çekici gelmiştir her zaman. Kahve almak için girdiğinizde kahveniz hazır olana kadar mağazanın içinde diğer ürünlere bakıp inceleyebilme fırsatı yakaladığınız için eliniz diğer ürünlere de gider, yani güzel bir pazarlama stratejisine sahiptir tchibo mağazaları :)) özellikle sonbahar, kış aylarında daha güzel kullanışlı ürünler bulabilirsiniz. En azından ben o ürünleri daha kullanışlı buluyorum diyelim.
Geçtiğimiz günlerde yine kahvemin yapılmasını beklerken mağaza içinde bu el ısıtıcılarını gördüm. Genel itibariyle ‘ elim ayağım hep buz gibi ‘ diyenlerdenim. Ve kardeşimin elleri benim iki katım kadar daha soğuktur hep. Ben bunu çiroz oluşuna bağlıyorum 🙊 bu ısıtıcıları daha önce de duymuştum ama alelade bir dükkandan almak sağlıklı gelmiyordu açıkçası çünkü plastik torba kaliteli olmayabilir, patlarsa içindeki kimyasal ele temas edebilir vs vs bu tür sebeplerle bi araştırmaya girmemiştim. O gün tchiboda rastlayınca denemek istedim.



Bu torbalar 1000 kullanımlık, yani içindeki kimyasal bir süre sonra aktive edilemiyor, özelliğini yitiriyor. İlk paketi açtığınızda tamamen sıvı halde ve aktifleştirmek için içindeki metali çıtlatıyorsunuz. Sonrasında hızlı bir şekilde torba ısınmaya ve katılaşmaya başlıyor.

Tek olumsuz özelliği ise ilk aktifleşmeden sonra torbaları tekrar aktifleştirmek için, sıvı forma dönüştürmek için 10 dakika ısıtmak gerekiyor. Yani kullanım öncesi montunuzu çantanızı hazırlarken sıcak suyun içinde torbaları sıvılaştırıldı sonrasında cebinize atmanız gerekli. Bu pek iyi bi özellik değil açıkçası pratikliğini 10 üzerinden direk 5 e indiriyor diye düşünüyorum.

Onun haricinde yinede soğuk kış sabahlarının kurtarıcısı olacağından şüphem yok:))


  
İşte böylee, avuç içi kadar mutluluk yeteeeeeer! :))

Yazıların devamı gelecek! :))