DIY ! Nedime Bilekliği ve Sağdıç Yaka Çiçeği Yapıyoruuz Koooş ! 


Evlilik arifesinde olanlaaar, ablası-kardeşi-en yakın arkadaşı evlenecek olanlaaar yada -bunun için illaki evliliğe gerek yok doğum günü partimizde yaparız bizde cağğnım nolacak – diyenleeeer sizi bu tarafa alayım 😊 

Birazcık vaktiniz varsa, eliniz yatkınsa ( ki yatkın olmayacak birşey yok), kendim yapmak istiyorum diyorsanız hiçte zor olmayan bir proje 😊


Öncelikle yapmanız gereken beğendiğiniz renk tonlarında çiçek almak olacak. Benim seçtiğim buketlerin renkleri yukarıdaki gibi ⬆️

Bu yapay çiçekleri çiçek satan dükkanlarda,  herşeyden biraz biraz satan 1milyoncu diye tarif ettiğimiz ama 1liraya içinde nerdeyse hiç birşey olmayan dükkanlardan bile bulabilirsiniz 👍🏻 tabiki en büyük 1milyoncu olarak adlandırabileceğimiz Eminönü’nde de oldukça fazla var!😊


Çiçekleri aldıktan sonra bütün yaprakları teker teker ayırıyoruz ki istediğimizce gönlümüzden geldiğince birleştirebilelim 💁🏻


Ben elimde olan başka buketlerden de birkaç parça kullandım 🙈 sizde evi biraz kurcalarsanız illaki hazırda birkaç yapay çiçek bulursunuz bence 💁🏻 


Sağdıç yaka çiçeği için kullanacağımız çiçekleri ayırıyoruz ve gözümüze güzel gelecek şekilde üst üste silikon tabancası yardımı ile yapıştırmaya başlıyoruz 💥




İşteeee üst üste çiçekleri silikon yardımıyla yapıştırdıktan sonrada ucunu ince halat ipleriyle sarıyoruzzz, arkasına da broş iğnesi takıyoruz ve işlem tamaaaamm 💁🏻🎉


Nedime bileklikleri içinde aynı şekilde gönlümüz nasıl isterse yaprakların üzerine çiçekleri yapıştırıyoruz 💜


En son olarakta kurdaleye silikonluyoruzz ve işteee sonuuuç 👍🏻💁🏻


Kaç adet yapacaksanız o kadar çiçek alıp evirip çevirip kullanabilirsiniz 😊 

Böylece ilk ‘Do It Yourself’ projemi sizlerle paylaştım milleeeet ! O zaman ellerime sağlık 🙂 

Yaka ve bilekte duruşlarını ilerleyen tarihlerde Instagram hesabımda sahiplerine ulaştıktan Sonra paylaşırım tabiiikiiiii 🙂 

Dipnot: beğenip yaparsan söyle tamam mı çok mutlu olurum 🙈💁🏻

Eminönü’nde Bir Turist? Tatlıcı Safa ! 

Selaaam milleett! Normal yaşantımda kalabalıktan pek hoşlandığımı söyleyemem, ama Eminönü’ne gittiğimde o insan kalabalığı beni hiç mi hiç rahatsız etmez 🙊 her yerden çıkan ayrı sesler, biri turist çağırır ‘welcome abla welcome’ biri ‘siz bindallı bakıyor musunuz? ‘ diye önünüze çıkar, diğeri ‘en güzel kumaşlar burdaaaağğ’ …..vs  Hepsi çok gerçek hepsi de günü renklendiren Eminönü, Kapalıçarşı taraflarına has güzel nüanslar bence 🙂  

Peki Eminönü’nde kuaför malzemeleri ( makyaj malzemesi, tarak, saç kurutma makinesi, traş makineleri, saç boyaları…vs aklımıza ne gelirse) Zazahan’ da; ev dekorasyonu için mumluk, kına gecesi için mendil, lavanta keseleri, Japon abilerimizin ablalarımızın getirdiği incik boncuğu Şark Han’ da bulabileceğimizi, hangi sokak kumaşçılar hangi sokak havlucular sokağıdır tüm bunları biliyorken nerde ayaküstü ‘ take away ‘ tatlı yiyeceğimizi biliyor muyuz? 🙂 


Eveeeeet Tatlıcı Safa benim Eminönü’ne gittiğimde illaki geçerken ( ki yolumun düşmüş çok önemli değil yolumu illaki o yöne çeviririm :p ) bir paşa sarması elime alıp devam ettiğim yerdir. 


Tabiki kalori bombası 🙂 ama hangi şerbetli tatlı öyle değil ki sanki… hem şu üç günlük dünyada amaaaaaan… zaten her gün yemiyoruz ki alt tarafı bir Eminönü’ne yolumuz düşmüş… 🙂 gibi teselliler 🙂 



Bu arada dilerseniz içeride birkaç ufak masa da var, yada üst katı var ama o yoğunlukta elime alıp yola devam etmek benim daha çok işime geliyor açıkçası 🙂 hem daha o sokakta gezeceğim parti süsleme malzemeleri satan rengarenk dükkanlar, az ilerde soldaki arada birçok çeşit kahve ithal eden seçtiğiniz kahvenizi taze taze öğüten Minas Kahve den kahve alacağım… 🙂 en iyisi elimde yiyeyim 🙂 


Bu arada Tatlıcı Safa nerede onu söylemeyi unuttum! Kurukahveci Mehmet Efendi nin bulunduğu köşeden sağa doğru devam edin işte o sokakta birkaç dükkan ileride 🙂 

Afiyetler şekerleeeer olsuuun! 

Bugün de tatlandık! 🙂 

Burgazada’da 1 gün! 

  
Hem yorulmadan hemde yeterince keyifli birkaç saat geçirmek için sıkıştırılmış bi gezi paylaşıyorum sizinle koşuuuunn! 

Burgazada, Kabataş’tan vapura binildiğinde Kınalıada’dan sonra gelen 2. ada.  Yaklaşık 1 saat sürede adaya adım atmış oluyorsunuz. Biz vapurdan iner inmez Ergün Pastahanesi’nde bir kahvaltı yapalım dedik. Öyle çok teferruatlı değil, meşhur olan böreğini yemekti asıl amaç 🙂 Ergün Pastahanesi hemen sahilde, vapurdan indiğinizde sağ tarafta kalıyor. Böreğimizi çayımızı içip günlük gezi rotamızı planlayıp o meşhur çilekli milföy ve ballı pastasını ada dönüşüne saklayarak kalktık! 

    
İlk durak Sait Faik Abasıyanık Müzesi oldu bizim için.  Sait Faik’in vefatından sonra annesi tarafından Darüşşafaka’ya bagışlanarak müzeye çevirilmiş adadaki evleri. 

  
Sonrasında Kalpazankaya’ya çıkmak, hemde ‘ada demek büyük şehirde kullanılamayan bisiklet özlemi demek’ düşüncesiyle bisiklet kiraladık. Yalnız bisiklet Ada’nın her yerinde serbest değil, sadece yukarı Kalpazankaya’ya doğru çıkan yol ve sahilin yarısını gezebiliyorsunuz. Ada’da çok sayıda fayton olduğu için, olası kazaları engellemek içinmiş… Bu arada Kalpazankaya bir restoran, oradan geçip patikayı inince de aşağıda plaj var. 

  
Bisiklet turumuzu tamamladıktan sonrada büyük şehirlerde alışık olduğumuz ama adada olunca daha bir güzel gelen butik bir kahveci olan Four Letter Word Coffee de kahvelerimizi içtik. Buraya ait izlenimleri ‘Bi Dünya Lattee’ yazı dizisine ek olarak ayrıca sizlerle paylaşmayı düşündüğüm için ayrıntı vermiyorum! 🙂

  
Burgazada’dan dönmeden önce vapur saatini beklerken yeniden Ergün Pastahanesine uğrayıp meşhur çilekli milföy ve ballı pastasını da denedik tabiki :)) her ikisi de gerçekten çok lezzetliydi! 

İşte böyle bir minik gezinti fikri size millet esen kalınnnn! 

Hem Kahve Hem Sanat! ( Bİ DÜNYA LATTE POST 4 )

  
Kahve içmeyi çok sevioruz.. Heleki hafif butik ve kendine has konsepti olan kahve mekanlarının son günlerde çıtayı arttırarak sürekli artması daha da çok sevdiriyor sanki hı ? :)) 44A Cafe Tesşvikiye Camiinin hemen arkasında hem sanat galerisi hemde güzel kahveler yapan şirin-cool-sakin-hem take away hem değil hem büyük hem minnak bir cafe. 44A Sanat Galerisi olarakta geçiyor. 

  
Önü tamamıyla açık, balkon kıvamında olan kısım 5-6 masalık , birde fotoğrafta gördüğünüz gibi iç tarafta 6-7 tane masa var. Arka  taraf sanat galerisi şeklinde düzenlenmiş. Eserler belirli aralıklarla yenileniyor. 

  
Kahvelere gelince! Oldukça lezzetli tamda kahve gibi kahve! Buram buram mis kokan 🎈

  
İster yalnız kitabınızı, derginizi okuyup içerideki galeriyi gezebileceğiniz, istersenizde hafif ve kulağa güzel gelen müzikler eşliğinde sohbet edebileceğiniz bir yer diyerek noktalıyorum yazımı! Afiyetler şekerler olsuuuuun! 

  
  
  
   
 

Ciğerini yediğim! Edirne Tava Ciğeri…

  
Ciğerin sulu pişen halini sevmeyen, ama bir Trakya lı olarak ince ince yaprak yaprak Edirne ciğerini bayılarak yiyorum☺️ 

Edirne’ye gittiğinizde önce şehir turunu yaptıktan sonra hemen bir ciğercide alın soluğu ve midenizi şenlendirin benden söylemesi! En meşhuru Aydın tava ciğerdir. Ancak önünde olan uzuuuuun kuyruk sebebiyle biz ailece gittiğimizde babamın sabırsızlığı ile Kırkpınar a girmeyi tercih ediyoruz. Çünkü babam göre ekstra bir ikramı promosyonu yoksa ne diye bekleyelim Kırkpınar da aradığımız lezzeti ve ikramı buluyoruz sonuçta :)) evet haklı , ikramlarda ciğerin lezzeti de mükemmel. Afiyetle ciğerinizi yedikten sonra havanın durumuna bağlı olarak Meriç kenarında çayınızı afiyetle yudumlayıp dinlenebilirsiniz :)) 

Kısa ve öz bir yazı oldu iyi okumalaaaaar! 

Not : iyiki geldin ve sayfamdasın! Teşekkürler :))

  
  

Artık Fransa’ya gitmeye gerek yok, ‘Kruvasan İstanbul’ a git yeter..! ( Bi dünya latte post 3) 

  
Sosyal medyada şu sıralar çok sık gördüğüm ve kesinlikle biran önce gidip deneyimlemeyi istediğim bir yer idi ‘Kruvasan İstanbul’ ve aslında çok yakın olmasına rağmen bir türlü fırsat yaratıp daha önce gidememiştim. Geçtiğimiz günlerde artık Zaman’ı geldide geçiyor diye düşünüp çıktık evden! İyiki de çıkmışız! 🙂 Nasıl bir yer peki Kruvasan İstanbul? Nişantaşı’nda oldukça kolay bir yerde, çok kalabalıktan uzak sakin bir sokakta. Mekanın içi birazcık küçük 7-10 kişilik diyebilirim. Desk + 1 tane masa var, max 10 hadi zorladın 12 kişi sığabilir. Ama öyle bir missss kokuyorki her şekilde içerde oturmayı tercih edersiniz! Ayrıca da göze hitap eden birsürü lezzet var içerde herşey birleşince zaten tatlı samimi bir ortam oluyor. Biz 3 kişi gidio içeride oturmayı tercih ettik ve zamanın Nasıl geçtiğini anlamadık bir yandan sohbet bir yandan fotoğraf çekip mekanı incelemek bir yandan da kahve + Kruvasan , şansımıza önümüzdeki pencereden yağan kar derken saatler geçmiş gitmiş 🙂  

   
Fotoğraflarla pekiştirmek gerekirse işte tamda böyle içerisi 🙂 

Ve birde dışarıda cam fanus şekilde daha geniş bir alan var .  

 
Gelelim lezzetlere, çok çeşitli kahve menüsünün yanında içecek olarak çeşit oldukça fazla , alkol harici herşey nerdeyse 🙂 ve tabiki Kruvasan a gelecek olursak! Açıkçası ben gerçekten bu kadar lezzetli beklemiyordum! Ciddi anlamda çok çok ve çok lezzetli! Sade olduğu gibi iç harcı çikolata, çilek, marmelat..vs olan çeşitlerde mevcut. Ve sabah 7 den itibaren taptaze kruvasanlar vitrine koyuluyormuş.  

 
Ve kruvasan harici diğer enfes lezzetler de var.

  
  
   
 Kendilerini internet sitelerinde de tanıtmışlar,  henüz çok yeni 2015 temmuzda açılan ve kalite – lezzet ikilisini çokça hissettiren bir mekan olarak ben çok keyif aldım, yolunuz düşerse bir deneyin, düşmezse düşürün 🙂

Devamı gelecek!

Pide Deyip Geçmeyin! dahası var… Tarihi Hocapaşa Pidecisi( Sirkeci ) 

  

Daha önce yemek üzerine bir köfteciden bahsetmiştim sizlere, işte şimdi yine tam ‘ohhh doydum hem gözüm hem damağım, hem midem şenlendi’ dedirten bir lezzeti yiyebileceğiniz bir yerden bahsedicem! :))

Tarihi Hocapaşa Pidecisi… Adını Sirkeci’de Hocapaşa Camiinden alan 1964 ten bu yana pidelerini Sirkeci’ye gelen İstanbullular,turistler,gurmeler,öğrenciler,esnaflar… herkese büyük keyifle yedirten bir ‘pideci’ . Uzmanlıkalanları pide, 3 kuşaktır pide yapıyorlar ve işlerinde gerçekten çok iyiler☺️ 

  
   
 
Kıymalı, sucuklu, pastırmalı, yumurtalı, kaşarlı , kavurmalı, tavuklu, kuşbaşılı yani sevdiğiniz hangi malzemeyi isterseniz pidenizi o şekilde yiyebilirsiniz :))

Yılbaşı öncesi son haftasonunda Eminönü’ndeki kalabalığı, renkli tezgahları, o süslü ara sokakları görmek üzere o taraflara gittik, gezintimizi ve incik boncuk alışverişimizi yaptıktan sonra gitmeyi planladığınız Hocapaşa Pidecisinde soluğu aldık. :)) 

Burası çok mütevazi, çok iyi niyetli, müşterileriyle fazlasıyla ilgilenen insana kendini rahat hissettiren bir işletme:)) siparişimizi verdikten sonra birkaç bilgi almak ve fotoğraf çekmek istediğimizi söylediğimizde buna çok memnun oldular :))  

Hepsi o kadar samimi ki sohbetimiz esnasında pide ustamız ’30 senedir ben bu fırının ustasıyım, pideleri ben yapıyorum’ diye o kadar gururlanarak söylüyorki bu kadar uzun süre 3 kuşak boyunca kalıcı olan bir işletmenin sırrını söylüyor sanki… Bu bağlılık ve özveriyi sağlayabilmek ne güzel..:))

  
Tam pidelerimizi bitirmişken harika yumurtalı bir pide daha geliyor önümüze ve ‘buda ustamızın size ikramı ‘ diyor güleryüzlü garson, pidenin adı ‘günahkar’ içinde birsürü malzeme var ve daha önce de Vedat Milor e ikram etmişler bayılmış :)) ee biz onun kadar gurme değiliz ama bizde bayılıyoruz bu lezzet karşısında :))

  
Nasıl görünüyor ama :)) HA-Rİ-KA!!! 

Belirtmeden geçemicem turşular da bir enfes 👌🏻 yine ağzımı sulandırdım vallahi :)) ben daha ne diyeyim millet gidin ve görün! Midelerinizi şenlendirin! 

   
 

Mendel’s Coffee&Chocolatier ( Bi Dünya Latte : Post 2 )

  
Selaaamm! ‘Bi Dünya Latte’ serisinde bu hafta Mendel’s Coffee&Chocolatier var. 

Mendel’s bu yıl yani 2015 yılı içerisinde Beşiktaş Akaretler de Kahve Dünyası nın karşısına açılan çok şirin bir kahveci! Hatta aslında çikolatacı! Demeliyim ☺️ çünkü bu kafeyi açma sebepleri birbirinden lezzetli çikolatalar üretmekmiş aslında, taaaa dedelerinden kalan çikolata tariflerini çikolata severlerle buluşturmak isteyen iki kuzen açmış bu sevimli kafeyi ☺️ 

  
Mendel’s ne çok büyük nede aşırı küçük neredeyse iki masalık dediğimiz butik kafelerden değil tam ikisinin ortasında diyebilirim. Dilerseniz ön tarafta cadde kısmında, dilerseniz içeride yada arka balkonda oturtabilirsiniz.

   
    
  Renkler fotoğraflarda da gördüğünüz gibi turuncu, yeşil ağarlıklı ve masaların üzerindeki canlı minik çiçekler o kadar güzellerki :)) sizi bilmem ama ben bu mermer masalara bayılıyorum :)) 

  
Fincanların ve tabakların üzerinde logo tasarımları var, herşey çok tatlı bir uyum içinde diyebilirim :)) 

Menü olarak ise çeşitliliği gayet yerinde, hem içecek hemde çikolatalı tatlılar yönünden zengin yani tam kalori alıp Mutlu olmalık bi yer millet 🙈 Şuan mevsime çok yakışan sıcak çikolata tam tatlı çikolata krizlerine keskin çözüm! Çikolatayı içiyorsunuz resmen 👌🏻 

  
Çay ise bu şekilde demleme olarak 2 fincanlık geliyor ve sunumu çok tatlı :)) 

   
   
Cappuccino da fotoğraftada göründüğü üzere gayet lezzetli 👌🏻 peki ya o çikolatalar? Immmaa burası tam bir çikolata cenneti 🙈

   
 
Çikolatada olduğu gibi kahvede de iddialılar anlayacağınız. Ee çünkü onlar ayrılmaz bir bütün nede olsa! 

   
 
Yukarıda gördüğünüz kahve de 1960 larda bulunan bir demleme yöntemi ile yapılan cemex isimli bir kahveymiş. 

Ben Mendel’s i çok sevdim ve sık sık ziyaret edicem gibi duruyo 🙂

 
Kendilerini tanıtan, bu yola başlangıç hikayelerini yazdıkları hatta ve hatta menülerine bile ulaşabileceğiniz bir internet siteleri var  http://mendels.com.tr/ oradan da merakınızı gidermek
içiminbakabilirsiniz yani :))  tabiki gidip görün o daha güzel derim :)) 

Serinin devamı haftaya da bir adet güzel mekan geleceeeek millet güzel kalın! :))

Noir Pit Cafe ( Bi dünya latte: post 1 ) 

  
‘Bi dünya latte’ de ne demek şimdi diye sorduğunuzu duyar gibiyim 🙈 bi dünya latte son zamanlarda özellikle son 1 yıldır sayısı hızla artan sıcacık butik ‘kahveci’ leri düzenli aralıklarla burada sizlere fikir verebilmek adına paylaşacağım yeni serinin adı! :)) 

Evet ilk olarakta Asmalı Mescid, Meşrutiyet caddesindeki Noir Pit Cafe ile başlıyorum. O kadar sıcacık, hem göze hem damağa hitap eden bir Cafe ki şanslı olucağını düşündüm :)) 

Noir Pit Cafe yaklaşık bir sene önce açılmış butik bir kahveci, dışarıda yan bahçede 5-6 tane, ön tarafta 2-3 tane, içeride 1 asma balkonda, 4 tanede alt kat girişte masası bulunuyor ve onlar haricinde desk te 2 kişi rahat oturtabiliyor. 

   
   
Noir de sadece kahve çeşitleri yok, ayrıca çay, kek,çikolata, sandviç…çeşitli atıştırmalıklar da mevcut. 

   
    
 
Ve yeme içmenin dışında çok güzel fincanlar, aksesuarlarda var :)) işte birkaç örnek ;

   
    
    
    
 
Hepsi birbirinden güzel değil mi 😍 bu arada fiyatlar genel standartlarda 6tl ile 12tl arası diyebiliriz. Zaten yukarıdaki fotoğraflarda birçok lezzetin fiyatını da görüyorsunuz. 

Hem insanın yanına arkadaş olarak sadece kitabını bile alıp gidebileceği hemde kanlı canlı :p arkadaşlarıyla gidip güzel vakit geçirebileceği sıcak bir ortam var 🙂 ha birde şansınıza asma kat boş ise rahatlığı dahada güzel :)) 

   
   
Kahvenin lezzetine gelecek olursak -ımmmaaaaaahhhh fevkaladenin fevkinde :p olumsuz olarak tek birşey söyleyebilirim her butik kafede olan 4 adet kare fayanslık rahatsız wc lerden bir adette burda var :p ama buda dert mi cağnımm o kadar kusur kadı kızında da olur!
Bi Dünya Latte serisinin devamı gelecek millett! Esen kalın! :))

New year cookies! Zencefilli, tarçınlı yeni yıl kurabiyesi var buyurmaz mısınız? 

  
Zannediyorum ki yılın bu zamanını seven içi kıpır kıpır olan biri olarak yalnız değilim 🙂 mağaza vitrinleri, caddeler, ağaçlar, küçüklü büyüklü çam ağaçlarının üzerinde renkli ışıklarının dışarı yansıdığı pencereler, kar taneleri, süsler ve tabiki kurabiyeler 🙂 Noel babalı, çam ağaçlı birbirinden nefis kurabiyeler! 

Güzel bi giriş olguysa eğer şimdi fonda bir Jingle bells dinleyip hem çocukluğumuza dönüp hemde yeni yıl kıpırtısıyla devam edebiliriz 🙂

Demem o ki bende  henüz yeni yıla birkaç hafta varken o zamana kadar hem bayatlamayan hemde yeni yıl coşkusunu hissettiren bu kurabiyelerden yaptım. Astım ağacımızın dallarına gelip geçen yesin :))  

Bir değişiklik olsun bir de tarif paylaşımı yapayım bloğumda diye de hem tarifini aşama aşama fotoğrafladım. Bu satıra kadar okuduysan eğer teşekkür ederim, devamı aşağıda :)) 

1. Aşama malzemeler 

  
1 yumurta

3\4 su bardağı şeker

1\3 margarin 

  
Önce bu üçünü güzelce mikserle çırptım. Daha sonrada ;

2 su bardağı un

1 kaşığı tarçın

1,5 tatlı kaşığı zencefil

1 çay kaşığı kabartma tozu hepsini ilave edip iyice homojen olmasını sağladım. 

  
Hamurumu yarım saat dinlenmesi için streç filme sarıp buzdolabına gönderdim. Bu ayrıntı çok önemli arkadaşlar :p bir Emine Beder ipucu vericeğimi zannediyorsanız eğer hayır! çünkü hamur dinlenirken dağıttığınız kirlettiğiniz malzemeleri toparlamak için ayrılan bi zaman olduğunu düşünüyorum o yüzden önemli 🙂 :p 

Hamurumuzu keyif dinlenip keyif çatması için buzdolabına gönderdikten 20dk sonra fırını 175 dereceye ısıtmak için açtım. 

   
 
Hamurumu ikiye böldüm çünkü hepsini bir anda yapma imkanım yok, kalan kışımın kurumaması için streç filmi kapattım. Veee başladım minnak merdanemle açmaya 🙈 :)) 

   
 
İşte sonra böyle tepsiye dizerek 10-12 dk kadar fırında pişirdim. 

Efendim? O kürdanlar niçin mi orda ? :))  

 
Çünkü böyle minik ipler geçirdim ben 🙂 demiştim ya yılbaşı ağacına astım gelip geçen alsın yesin diye :)) 

Şaka bir yana metal yada genel itibariyle koruyuculuğu iyi olan bir kapta uzun süre saklayabilirsiniz kurabiyelerinizi. 

İşte bu kadaaaaaaar! 

Geldiğin için teşekkürler, yine gel :))